DARENDE

 

         

               


 

 

 

 

 

 

 

 

DARENDE VE DARENDELİLERLE İLGİLİ LİNKLER

 

                                     http://www.darendeli.de/

 http://www.darende.linkleri.com/

http://www.ocakbey.com.tr.tc/

http://www.kemalozkan.com/main.html

http://musatektas.spaces.live.com/PersonalSpace.aspx?owner=1

http://isakaraca.spaces.live.com/PersonalSpace.aspx?_c11_PhotoAlbum_spaHandler=TWljcm9zb2Z0LlNwYWNlcy5XZWIuUGFydHMuUGhvdG9BbGJ1bS5GdWxsTW9kZUNvbnRyb2xsZXI%24&_c11_PhotoAlbum_spaFolderID=cns!67B1F8FB753322B0!113&_c=PhotoAlbum

www.irmaklikoyu.com

http://www.darendelininsesi.com/anasayfa.asp

http://darende.org/

http://www.tecde.net/sectigimiz_linkler.htm    

http://www.darendehaber.com/

http://www.darendemuftulugu.gov.tr/

http://www.osmanli.org.tr/yazi.php?bolum=4&id=280

http://zaviyeli46.spaces.live.com/

http://www.hulusiefendivakfi.org.tr/

http://www.darendem.com/

http://www.darende.com.tr/

http://www.darendemem.com/

http://www.wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=10294

http://www.darendelisesi.k12.tr/

http://www.ilginfm.com/linkler.php?kat=15&kat_ad=DARENDE

http://www.darendefm.com/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Darende,_Malatya

http://www.darende.hikayesi.com/

http://www.turkudostlari.net/search.asp?b=10133&x=2

http://www.oteltiryandafil.com/

http://www.sanalsektor.com/firma.asp?id=6292

http://www.kemalozkan.com/darende.html

http://anadolu.byegm.gov.tr/2006/eylul2006/as8.htm

http://darende.meb.gov.tr/

http://www.sitemedya.com/xdarendehaber.asp

http://www.e-resimler.com/?islem=resimgoster&resim=9500

http://www.setirek.com/Forum.asp?forum=gir&forumid=17&yanilik=

http://www.sadikozen.com/

http://www.dev.org.tr.tc/

http://www.yemekicmek.com/tarif.php?KategoriID=0&ID=543

http://www.maliye.gov.tr/defterdarliklar/malatya/darende.htm

http://www.diyanet.gov.tr/DIYANET/2003cocuk/ocak/y18.html

http://www.ahmetdemir.org.tr.tc/

http://www.darendemem.com/

http://www.turkuler.net/nota/yore.asp?yoresi=Malatya

http://www.hulusiefendivakfi.org.tr/icerik/hizmetlerimiz/restorasyon/r004.html

http://vaar.sitemynet.com/gunpinar/

http://vaar.sitemynet.com/gunpinar/id1.htm

http://www.dahadaal.com/darende/musteri_hizmetleri.asp

http://www.planetware.com/malatya/darende-tr-ml-mld.htm

http://www.gulum.net/biyografi/bolumler.php?op=goster&id=1723

http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF0D262A49C727F232247B04A9484416A1

http://www.guclubilgisayar.net/

http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/belge.asp?kitap=994&belge=55

http://fikirplatformu.net/?page=usage&PHPSESSID=b2f6dc2172bb75af85e8d267d02dd427    Dr.S.

http://www.arastirma-yalova.gov.tr/bahce/bd34/makale6.htm

http://www.darende.de.vu/

http://vaar.sitemynet.com/gunpinar/

http://www.diyanet.gov.tr/DIYANET/2003cocuk/ocak/y18.html

http://www.yerelnet.org.tr/iller/koy.php?koyid=253607

http://www.hububatci.com/malatyadan.php

 http://memo44bjk.spaces.live.com/

http://www.yetki.net/darende/

http://dj-feryth.spaces.live.com/photos/

http://www.sanatalemi.net/Sayfala.asp?nereye=yazioku&ID=65

http://www.aysonkarabag.com/zdefter/qjGuest.asp?setNum=1&curPage=5

http://www.balabani.com/Player.asp

http://www.irmaklikoyu.com/

http://bala2.sitemynet.com/balabani/id3.htm

http://www.setirek.com/

http://www.asagiulupinar.k12.tr/forum/viewtopic.php?t=16&sid=70868aeedc542615b6f4982e78ba847d

http://www.mezgidigin.com/Player.asp

http://kemalcelebi.sitemynet.com/candost/id5.htm

http://www.hazeyn.com/

http://www.wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=10294

http://mitglied.lycos.de/ruediger_benninghaus/geheimsprache.htm   Almanca

http://www.diyanet.gov.tr/DIYANET/2003cocuk/ocak/y18.html

http://www.forumex.net/archive/index.php/t-35970.html

http://www.gaziantep.net/detay.php?id=1532

http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=3248

http://www.nabkal.de/namazrech.html

http://www.celiknet.com/Ansiklopedi/BilgiAra.asp?bilgi=Darende,%20Malatya

http://www.dek.gen.tr/somuncu/v2/index.php?option=com_content&task=section&id=6&Itemid=36

http://www.somuncubaba.net/

http://arifocakci.sitemynet.com/

http://www.canim.net/biyografi/b//fethullah_musul%C3%AE/1717.html

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/sureliyayinoku.asp?sayfa=11&sayi=146

http://fikirplatformu.net/?page=main&PHPSESSID=60ef79857aa475809eb0d50df6acb7c5

http://devorg.sitemynet.com/

http://kamyon.politics.ankara.edu.tr/klasik/belgeler/01.pdf

http://www.gulum.net/biyografi/bolumler.php?op=goster&id=1725

http://www.osmanli.org.tr/yazi.php?bolum=4&id=280

http://www.ucergida.com/html/firma.html

http://www.fenokulu.net/mustafanec.htm

http://www.hazeyin44.azbuz.com/index.jsp

http://www.bizim-mig.com.tr/arsiv/15/15-16.asp

http://www.ismailhakkidogrudarende.com/index.html

 

 

 

 

1.                             

1.    GİRİŞ                 

 

 

Gelenek ve görenekler, toplum halinde yaşayan insanları kaynaştıran, geçmişle günümüz arasında bağ kuran unsurlardır.

 

Ne yazık ki, basın – yayın, televizyon gibi etkenler nedeni ile gelenek, görenekler kaybolmak üzeredir. Dışarıdan gelen ve Darende’yi tanımak isteyen bir kişinin yararlanacağı çok az eser bulunmaktadır. Günümüzde Darende hakkında birkaç araştırma yapılmıştır, ama bunlar yetersizdir.

 

Biz  milli kültürümüzün yok olmaması için Darende’nin örf, adet, gelenek ve görenekleri hakkında bir araştırma yapma gereği duyduk.

 

Bu araştırmayı alırken Darende'nin tanımına az da olsa katkıda bulunmak isterdim.  Darende folklorunün yok olmamasını ve böyle çalışmaların devamını dilerim.


 

2.    DARENDE

 

2.1.           Darende'nin Tarihi

 

 

Darende, 5000 yılık bir tarihe sahiptir. Çekoslovak Bilgin Hrozney ve Prof. Tahsin Özgüç’ün yaptıkları çalışmalar, bu soncu doğrulamıştır.  Yeniköy’ün “ Dum Dum “ denilen yerdeki mağara ve bu mağaralardaki resim ve figürler ile altındaki Aslan Taşlar, tarihinin ne kadar eskilere uzandığını göstermektedir. Ayrıca Yenice kasabasındaki yığma tepeler, Balabanda  bulunan Hitit Tanrısı olarak bilinen heykel, tarihimizin elde bulunan canlı kanıtıdır.

 

2.2.           Yeri

 

 

Darende, Doğu Anadolu’nun batısında, Yukarı Fırat Havasının bir parçasını oluşturan Tohma Havası içerisindedir. Tohma suyu, Gürün’de Gök pınar Gölü ve Hezanlı Dağının eteklerinden çıkarak Darende'nin içerisinden geçer. Kuluncak’ın Sofular Köyü Şuğulundan doğan Balıklı Çay ile Darende'nin 15 km. doğusunda Irmaklı Köyünde “  Su çatı “ denilen yerde birleşir. Ozan Boğazından geçerek, Yazıhan’da oluşan Kara kaya Baraj gölüne kavuşur.

 

Darende'nin kuzeyinde Kuluncak,s Kuzey batısında Gürün, Batısında Elbistan, Güneyinde Akçadağ ve Doğusunda Hekimhan ilçeleri vardır. Bu ilçelere her mevsim gidip gelmek mümkündür.


 

2.3.           İklimi

 

 

Darende’de karasal iklim hüküm sürmektedir. Kışlar sert, soğuk ve uzun, yazlar ise serindir.

 

2.4.           Nüfusu

 

 

Darende'nin merkez ilçe nüfusu 1990 sayımına göre 11546 dır. Kasaba ve söyler dahil toplam nüfusu 48635’tir. Türkiye’deki Darendelilerin toplam nüfusu 500,000’in üzerindedir.

 

2.5.           Yönetimi

 

 

Darende merkezinden başka Ayvalı, Yenice, Balaban, Aşağı Ulu pınar ve Ağıl başı kasabalarında belediye teşkilatı vardır. Henüz ayrılmamış olan Kuluncak bölgesi ile 67 köy, 43 mera ve 16 mahalleden oluşmaktadır.(Kuluncak İlçe olmuştur.)

 

Darende merkezine Ayvalı 30, Yenice 12, Balaban 17, Aşağı Ulupınar 20, Ağıl başı ise 35 km.dir. merkezden bu kasabalara giden yollar yapılıdır.  Her mevsim taşır işler, elektrik ve telefonları vardır.

 

2.6.           Karakteristik Bitkisi  ( Kayısı )

 

 

Son yıllarda Darende ekonomisinde önemli bir yeri olan kayısı iç ve dış satımlarda ön sırayı almıştır. Yapılan laboratuar ölçümlerinde Darende’de yetişen kayısının şeker oranının daha yüksek olduğu bilimsel olarak da ortaya çıkmıştır. 1990 yılında Malatya Kayısı Festivalinde de Darende kayısı bahçesi birincilik ödüllerini alarak bunu bir kez daha kanıtlamıştır. Daha önce inciri ile ün yapan Darende, meyvecilik yönünden yine ön sıraya geçmiştir.  İlçe sınırları içerisinde 148,355 hektar arazide kayısı üretilmektedir.  İlçe merkezinde teşvik olarak iki adet  modern usullerde kayısı işleme fabrikası kurulmuştur. Bunların çoğaltılması için çalışmalar yapılmaktadır. Pek çok üretici de kendi kayısılarını, küçük işletmelerinde değerlendirmeye çalışmaktadır.

 

1991 yılında yapımına geçilmesi planlamaya alınan Gürpınar Hidroelektrik ve sulama çalışmaları devreye girdiğinde kayısının yanında öteki kültür bitkilerinin de geniş bir yer kaplayacağı, bunlarında endüstri ve sanayide büyük atılım yapacağı hesaplanmaktadır.

 

2.7.           Darende'nin Turizmi

 

 

Darende, Kapodokya ve Nemrut  arasında kalan, tarihi ve doğa güzelliği bakımından ilgi çeken şirin bir beldedir.  Doğunun ve güney doğunun en büyük kara yolu buradan geçer.

 

Taşıtlar Tohmanın kıvrımları ve yeşillikleri arasında yol alır. Gürün – Darende  arasında kalan Tohma’nın gözü alabalıkları ve su zevkini yaşatır.  Buraya Gürün’den girilir.

 

Orta Anadolu’dan Doğuya geçen yerli ve yabancı turist grupları için Darende yol üzerindeki eşsiz bir mola yeridir.

 

5000 yıllık bir tarihe ve kültüre sahip olan Darende, o dönemlerden kalan pek çok eserleri ile eskiden olduğu gibi zamanımızda da dikkatleri üzerine çekmektedir.


 

2.7.1.     Ulu Camii ve Minaresi

 

 

Sengbar Kalesinin altında yer alır. Camisi yıkılmıştır. Halen duran minaresi, taştan, çok köşeli olarak Dulkadiroğulları tarafından yapılmıştır.

 

2.7.2.     Dana BeyMinaresi

 

 

Sengbar Kalesinin batısına düşer. Gövde geçişinde görülen itinalı geometrik şekillerle dikkat çeker. Silindirik gövde, sivri ve taş külahla son bulur. Camisi yıkılmıştır. Dana Bey tarafından yapıldığı söylenir.

 

2.7.3.     Hacı Müşrif Camii

 

 

İlçe merkezinde İbrahim Paşa mahallesindedir. Camii 15 x 25 metre boyutundadır. Altı bölüme ayrılmıştır. Orta sahan, yan sahanlardan daha geniş olup, düz dam ile örtülüdür. Girip kapısı üzerindeki kitabeden 1903 yıllında yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

2.7.4.     Taceddin Mescidi

 

 

Taceddin, Darende’de yetişmiş büyük velilerdendir. Zaviye mahallesine büyük bir mescit yaptırmıştır. Pek çok eseri vardır. H.730 tarihli bir vakıfnamesi vardır. Diyarbakır kadılığında bulunmuş ve Diyarbakır’a bir cami ile bir de kütüphane yaptırmıştır.

 

Taceddin-i Veli’nin soyu çok eskidir.  Babası Mehmet Bahaddin-i Erzincani, Şeyh Yahya-i Şirvanidir. Soyundan 300 ulema yetişmiştir. Darende ve Ayvalı’da onun soyu olan Ciğeroğulları sürmektedir. Torunu Ama Halil Efendi, Sivas’ta Gök Medresede 40 yıl ders okutmuştur. Diğer bir torunu Şeyh Cibo, H.970 de Darende de vefat etmiş ve Gökyar Mahallesinde Abidin paşa bahçesine gömülmüştür.  H. 650 tarihinde vefat eden Taceddin-i Veli’nin kabri Zaviye Mahallesinde H.Osman-ı Hulusi Ateş’in bahçesindedir.

 

2.7.5.     Köprü Gözü

 

 

Tohma’nın Sengbar Kalesinin yüksek kayalarla çevrili bölümünün bitim yerindedir. Darendeli hüseyin Paşa’nın kardeşi Hasan Ağa, buraya H.1248 yılında bir köprü yaptırmıştır. Daha sonraları aslen Darende’nin Mezgidan (Irmaklı) köyünden Hasan Hafız Mezgidani, kayaları oyarak Taş Hamamdan buraya sıcak su getirmiş vev H.1253 yılında bir gusulhane yaptırmıştır. Kitabesi mevcuttur. Görülmeye değer bir yerdir.

 

 

 

 

 

 

2.7.6.     Somuncu Baba Camii

 

 

Caminin yerleşimi kare ve tek kubbelidir. Kubbe içten troplar, dıştan altıgen kasnak üzerine oturur. Tohma’nın kıyısında yüksek kayaların dibindedir. Önünde balıklı kuyular ve havuz vardır. Çevre, enfes bir tabiat güzelliğine sahiptir.

 

Kubbenin altında Somuncu Baba Şeyh Hamidettin-i Veli oğlu Halil Tayyibi’nin sandukaları bulunmaktadır.  Ön kısmında ise Hazretin soyundan gelenlerin mezarları vardır. Son olarak da yine ahvaddan Şeyh Osman-ı Hulusi Ateş buraya gömülmüştür. Caminin doğu ucunda 16 köşeli bir taş minare vardır. 1685’de yapılan minarenin ön tarafına Somuncu Baba kitaplığı yapılmıştır.

 

 

2.7.7.     Balıklı Kuyular

 

 

Darende merkezinin 2 km kuzeyinde Zaviye mahallesindedir. Somuncu Baba Camii ve Türbesinin ilerisindedir. Burada Tohma, dar ve yüksek kayaların arasından mavi kıvrımlar yaparak çıkar, kayalardan ve kaya yarıklarından ılık sular akar. Bu ılık suların oluşturduğu derin kuyularda ve sonradan yapılan geniş havuzda herkesin kutsal bildiği sayısız balıklar oynaşır durur.

 

2.7.8.     Medi Şeyh Türbesi

 

 

Darende’ye 10 km uzaklıkta asfalt üzerinde ve Tohma’nın hemen kıyısındadır. İki bölümden yapılmıştır. Mescit üzeri düz dam, türbe ise Horasan harçla yapılı kubbe biçimindedir.

 

Kitabesi yoktur. Türbede yatan zatın tabiinden olduğu ve mücahit olarak geldiği ve burada kaldığı söylenir. H.700 yılında gelmiştir. Medine’den geldiği için Medi Şeyh olarak söylenmiştir. Bulunduğu köyün adı da Medişeyh (Karşıya) dır.

 

2.7.9.     Mehmet Bakai

 

 

Darende’de doğmuş ve 14 yy sonlarında yaşamıştır. Şairdir ve pek çok eseri vardır. Halen elde el yazması bir Battalname ile Kerbela Destanı bulunmaktadır. Battalname kitabı Somuncu Baba, Kerbela Destanı da H.Hulusi Ateş’in  özel kitaplığındadır.

 

500 sayfa olan Battalname, ipek kağıda yazılmıştır. Yazı tekniği ve ifade biçimi 14.yy karekterini yansıtmaktadır. Bakai Türk Edebiyat tarihinde yerini alan bir fikir adamıdır.

 

2.7.10.Salih Efendi Çile Hanesi

 

 

Şeyh Salih Efendi, Somuncu Baba soyundandır. Balık kuyularının doğusunda, Tohma’nın daralıp yüksek kayalar arasından geçtiği yerde bir çile hane yaptırmıştır. Zaman zaman buraya çekilir, ilim ve ibadetle meşgul olurmuş. Kendi yazması bir mevlit kitabı vardır. Darende’de uzun seneler bu mevlit okunmuştur.

 

2.7.11.         Sakalı Şerif

 

 

Sakalı Şerif-i, Darende'nin yetiştirdiği 37 paşadan biri olan Darendeli Topal İzzet Paşa vakfetmiştir. İzzet Paşa Varna Savaşı sırasında asker bozulunca karşı çıkmış, atından atlayarak topun birisini düşmandan tarafa çevirerek ateşlemiş ve düşmana korku salarak ordunun tekrar toparlanmasını başarmıştır. Bu sırada bacağı topun altında kaldığı için topal kalmıştır.

 

İkinci Mahmut zamanında Sadrazam olan İzzet Paşa, Yeniçeri ocağını kaldırmış, Mısır Valisi Mehmet Ali Paşayı yenmiştir. Savaş dönüşünde ordusunu Darende'nin Uluveren ve Ayvalı’da kışlatmıştır.  Ankara Valisi iken 1854’te ölmüş, İstanbul’da Eyüp Sultan’ın doğusundaki mezarlığa defnedilmiştir.

 

2.7.12.         Ozan Mescidi

 

 

Ozan Köyü, Tohma’nın Karakaya Baraj Gölüne kavuşacağı ve Tohma Havzasının bittiği yerdedir. Yolu Balaban’dan ayrılır ve asfalttır. Balaban’a 45 Km’dir. Köyde 8.yy dan kalma bir yapı vardır. Gösterişli ve ustalıkla yapılan bu muazzam taş binaya, yöre halkı hem kilise, hem de mescit  demektedir. Binanın Battal Gazi tarafından mescide çevrildiği sanılmaktadır. Anadolu’nun ilk mescitlerinden biridir.

 

2.7.13.         Hantarıs Boğazı ve Kalesi

 

 

Boğaz ve kale, Darende'nin 15 km. doğusunda Irmaklı köyündedir. Tohma’nın balıklı kolu bu boğazdan çıkar ve 2 km ötede Suçatı denilen yerde öteki su ile birleşir. Hantaris denilen yerde kale ve tarihi kalıntılar vardır.

 

 

2.7.14.         Günpınar Şelalesi

 

 

Ülkemizin birkaç şelalesinden birisi, merkeze bağlı Günpınar köyündedir. Darende’den Kayseri istikametine doğru 3 km gittikten sonra solda Günpınar köyüne giden yolu görürsünüz. Asfalt yol boyunca 5 km süren rahat yolculuk sizi Günpınar köyünden geçirip doğruca şelaleye götürür. Metrelerce yükseklikteki kayaların arasından 3 bölüm halinde köpürerek dökülen sular, duyulan ses, rüzgarla yüzünü yalayan su zerrecikleri sizi saatlerce bırakmak istemeyeceğiniz bir mutluluğa ulaştırır.

 

Piknik yapabileceğiniz, kamp kurabileceğiniz, fotoğraf çekip dinlenerek, kaynak sularından kana kana içebileceğiniz bu cennet köşede, yemek, çay ve meşrubat vs. ile size hizmet veren bir lokanta da mevcuttur. Özellikle grup ve hafta sonu ziyaretleri için çok uygundur.  Darende’den sadece 8 km uzaklıktaki Günpınar Şelalesi görenlerin tekrar tekrar görmek isteyecekleri bir güzellikler beldesidir.

 

2.7.15.         Aslan Taşlar ve Dum Dum

 

 

Hititler döneminin canlı şahitleri olan Aslantaşlar, Başdirek – Yeniköy arasındadır. Burası Darende'nin batısında ve 15 km uzaklıktadır. Darende – Günpınar – Elbistan karayolu buradan geçer. Yönleri güneşin doğduğu yöne doğru olan ve yan yana duran Aslanların kuzeyinde, Yeniköy -  Kurudere köylerinin dağ uzantısını oluşturan sırtın üzerinde Dum Dum denilen yerde ve ancak merdivenle çıkılabilecek bir mağara vardır. Düzgün bir oda görünümünde olan bu mağaranın tavanlarında ilk çağlardan kalma şekiller ve figürler vardır. Bunların boyaları solmadan, şekilleri bozulmadan zamanımıza kadar ulaşmıştır.

 

2.7.16.         Mehmet Paşa Külliyesi

 

 

Yavuz zamanında vezirlik ve sadrazamlık yapan Darendeli Mehmet Paşa Halep ve Şam’ın kütüphanelerini ganimet olarak Darende’ye göndermiştir. Eskişehir yerinin hemen güneyine bir medrese, camii ve bir de kitaplık yaptıran Mehmet Paşa’nın şimdi burada türbesi ve bir de çok değerli ve renkli taşlardan süslerle işlenen minaresi durmaktadır. Yeni kütüphane de buraya yapılmıştır.

 

2.7.17.         Benzeri Olmayan Camii ve Minaresi

 

 

Bir benzeri daha olmayan Abdurrahman-ı Erzincani camii ve minaresi Balaban Kasabasındadır. Camisi Türk – İslam yapı sanatını birleştiren bir örnektir. Minaresi de füze şeklinde olup, yapıldığı zamanı sembolize etmektedir.  Türbenin üzerinde kesme taştan pramid şeklinde yapılmıştır.

 

Türbede yatan, camiye adını Abdurrahman-ı Erzincani İran’dan gelmiş, Timur zamanında Erzincan’da iken Yıldırım tarafına geçmiştir. Daha sonra Yıldırım’ın oğlu Musa Çelebi’ye akraba olmuş, Musa Çelebi mücadeleyi kaybedince gelerek Balaban’a yerleşmiştir.

 

2.7.18.         Balaban  İçmeleri

 

 

Özellikle yaz aylarında çokça ziyaretçisi olan şifalı sulu içmece, Balaban kasabasındadır. İçmece kasabının 2 km doğusundadır. Yolu asfalttır.

 

Sağlık Bakanlığı ve Hıfzısıhha Enstitüsünce incelenen içmenin suyunun başta cilt ve böbrek hastaları olmak üzere, astım, barsak tembelliği ve barsak kurtlarının dökülmesi hususlarında çok yararlı olduğu saptanmıştır. Gidiş ve dönüş zorluğu olmayan içmecede belediyeye ait pansiyon da vardır.

 

2.7.19.         Uzunok Köprüsü

 

 

Darende’de, Kaldırım, Sayfiye Beybağı, Mehmet Paşa gibi mahalleleri, karşıya İbrahim Paşa tarafına bağlamak için ilim adamlarından Hafız Hasan Hilmi Efendi tarafından yaptırılmıştır. Seçme ve kesme taşlardan yapılan bu köprünün H.1240 yıllarında yapıldığı sanılmaktadır. Çünkü zat, Köprü gözündeki Gusül haneyi de yapan kişidir. H.1253 yılında vefat etmiştir. Köprü Darende merkezde ve Tohma üzerindedir.

 

2.7.20.         Hacılar Köprüsü

 

 

Darende'nin Hacılar Mahallesinde, Tohma üzerindedir. H. 1170 yılında, aslı Hacılar Mahallesinde olan Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Hayır yapmayı çok seven Abidin Paşa, Sengbar Kalesinin hemen dimindeki Hacı Müşrif Camii ve Minaresini Somunca Baba Camiindeki minareyi, bedestene bir ayakkabıcılar bölümü ve kendi adına da bir mescit yaptırmıştır.

 

2.7.21.         Nadir Köprüsü

 

 

Darende'nin içerisinde, Günpınar deresinin Tohma’ya kavuştuğu yerdedir. 1690 tarihinde Darendeli Beşir Mehmet Paşa ve kardeşi Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. Kaynaklar, iki kardeş paşanın yıllar sonra burada bulunduklarını ve hatıra içinde bu köprüyü yaptırdıklarını anlatmaktadır.

 


3.    GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

 

3.1.           Konukseverlik

 

 

İlçemiz Darende, tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi oluşundan dolayı, dışarıdan gelen tüccarları ağırlama, onlara gereken ikramlarda bulunma hususunda gereken özeni göstermesiyle ünlüdür.

 

Eskiden tek ulaşım vasıtası olan binek hayvanlarıyla, köylerden gelenlerin işlerini bitirip hemen dönmesi söz konusu olmadığından bu kişiler Darendeliler tarafından misafir edilirlerdi.

 

Hele 1960’lı yıllarda yapılan Devlet Karayolunun ilçenin içinden geçmesi, bu yolun zaman zaman kardan kapanmasından dolayı yolda mahsus kalan yolcuları evlere davet ederek misafir etmeleri taktire şayandır.

 

Darendeli bugün bile yaptırdığı evine büyükçü bir misafir odası döşemeden edemez.

 

3.2.           Yemeklerimiz

 

 

Her yörenin kendisine has bir yemeği vardır. Belki bazı yörelerde aynı yemeğe ayrı isimler verilir, yapılış tarzları başkadır. Yani mutlaka bir değişik karakter gösterir. İlçede yapılan Darende’ye has yemekler;

 

3.2.1.     Herse

 

 

Dövme ile tavuk etinden yapılır. Dövmenin tavuk eti ile tahta kaşık vasıtasıyla iyice karıştırılması sonucu macun şeklini alması yemeğin iyice olduğunu gösterir. Tepsinin ortasına konulan büyükçe bir tabak içerisindeki Hersenin üzerine kızgın tereyağı dökülür. Darende’deki yemekler arasında önemli yer tutar.

 

3.2.2.     İçli Köfte

 

 

Bulgurun bir derece daha incesi olan köftelikten ve buna ilave olarak etin karıştırılmasıyla yoğrulan hamur hazırlanır. Daha sonra köftenin içinin hazırlanmasına geçilir. Köftenin içine et, ceviz, soğan, tereyağı vs. dan pişirilerek hazırlanmış iç konularak yarım daire şeklinde siniye dizilen köfteleri daha sonra suda haşlanır ve yakılmış tereyağı ile yağlanarak servis yapılır.

 

3.2.3.     Darende Kebabı

 

 

İlçemizin geleneksel yemeklerinden olup, genellikle düğünlerde pişirilir. Etin kuşbaşı olarak doğranması ve içerisine bazı katkı maddelerinin konulmasıyla yapılan bu yemek çeşidi, Darende dışındaki hemşehrilerimizin bir araya geldiklerinde sözü edilen yemeğimizdir. Bu yüzden dışarıdaki hemşehrilerimizin her yıl hazırladığı dernek toplantılarında Darende kebabı yapılmaktadır.

 

3.2.4.     Erişte Çorbası

 

 

Son yıllarda makarnanın çıkmasıyla önemini yitiren erişte [1] bugün bazı evlerde kesilmektedir. Çayın olmadığı yıllarda sabah kahvaltısının vazgeçilmez çorbalarından olan erişte çorbası 2 çeşit pişirilir.

a)        Yoğun (kalın) erişte çorbası; eriştesi kesilince biraz kalın kesilen bu erişte çorbasına salça konulmaz.

b)        İnce erişte çorbası; ince olarak kesilen erişteden yapılır. İçerisine kemikli kavurma konulur.

 

Hamur işi çorbalardan birisi de dutmaç [2]çorbasıdır. Yoğurda karıştırılarak yapılır.

 

3.2.5.     Yoğurtlu Çorba

 

 

Dövmenin pişirilip yoğurda katılmasıyla yapılan bir yaz çorbasıdır. İçerisine nohut da katılır.

 

3.2.6.     Ekmeklerimiz

 

 

İlçede halen pişirilmekte olan bazı ekmek çeşitleri vardır. Bunlar; tandır ekmeği, yufka ekmeği, ekşili ekmek, sobaların fırınında yapılan kömbe[3], gilik[4], ıspanaklı ekmek, hıtap [5] ve patatesli ekmek başlıcaları dır.

 

Atalarımızın söylemiş olduğu, “ komşu komşunun külüne muhtaçtır “ sözünü en iyi uygulayan Darendeli kadınlar, ekmek pişirme günlerinde birbirine yardım etmek suretiyle dayanışma geleneğini sürdürmektedir.


 

4.    EVLENME

 

Kız olsun, erkek olsun, çocuklarının evlenmeleri çileleri için önem taşır. Evlenmeleri gecikenler için, bahtı açılsın diye Cuma günleri camiden çıkanlara kilitlenmiş kapı açtırılır.

 

Evlenme yaşına gelmiş kız ya da oğlan evladı için, birçok deyimler, şaka ve fıkralar anlatılır. Kız ya da oğlanın gönlünden evlenme geçiyorsa bunu bazı davranışlarıyla açıklar. Mesela; delikanlı evlenmeyi aklına koymuşsa, sık sık “ ben Adana’ya gideceğim “ gibi sözler söyler. Eline bel [6] alıp, evin damını beller, evin kapısına ayakkabısını mıhlar. Kız evladı ise “ Allah bu evden canımı alsa da kurtulsam “ der.

 

Ailesi kız için yaşının küçük olmasını şöyle ifade eder. “ Anam yaşı ne başı ne? Ne acelesi var” der. Kızın yaşı geçiyorsa “ şu zaman oldu bir it kuyruğunu sallamadı, kız yükü tuz yükü” gibi ifadelerle üzüntü dile getirilir.

 

4.1.           Görücüye Gitme

 

 

Evlenme yaşına gelmiş gençlerin anaları, düğünlerde, bayramlarda gözlerine kestirdikleri kızları belirlerler. Dünürcü gidilir. Eğer kız başkasının tavsiyesiyle belirleniyorsa, istemeden önce görücüye gidilir. Bu iş apansız olur. Çünkü kızın tertip ve düzeni, evi temiz tutması gibi hadiseler bu yolla izlenir. Kızın el becerisi ise, görücüye gelenlerden birinin “ Kızım bir ayran özele de getir “ demesi üzerine kızın mutfakta yaptığı ayranda yoğurt topağı var ise kızın beceriksiz olduğu, eğer durum aksine ise becerikli olduğu bilinir.

 

Kızın durumu görücüler tarafından beğenilirse bilahare dünürcü gidilir.

 

4.2.           İstemeye Gitme

 

 

İstemeye, kaynana olacak kadın ile yanına aldığı 2 yaşlı kadınla gidilir.  Kaynana olacak kadın, hemen söze girer ve “ Allah’ın emri, Peygamberin Kavli ile oğlumuza kızınızı istiyoruz “ der.  Kız tarafı bu konuda isteksizliğini şöyle dile getirir: “ Kız için geldiyseniz boşuna zahmet etmişsiniz. Ama misafir olarak geldiyseniz başımız üstünde yeriniz var “ denir. Kız tarafının gönlü var ise “ kısmetse olur, hele bir düşünelim” der. Bu arada oğlan evine tatlı şeyler ikram edilir. Oğlan evi ise aldığı bu mesajla biraz daha oturduktan sonra kalkar. Kız evi tarafından soruşturma süreci başlar, oğlanın mesleği, sülalesinin soyu sopuna kadar her şeyi araştırılır. Soruşturma neticesi olumsuz çıkarsa ikinci istemede teklif ret olunur.  Uygun bulunursa kıza sorulur. Kızın gönlü var ise “ beni nereye keserseniz kanım oraya akar “ der. Kızın gönlü yok ise durumu annesi ya da ablasına söyler ve kız verilmez.

 

4.3.           Tatlı Yeme

 

 

İki taraf arasında belirlenen bir günde tatlı yenir. Buna ilçemizde “ şirinlik” denir, kız evinde yapılır. Her iki tarafında akrabaları çağrılır. Oğlan tarafından getirilen baklava, pasta ve lokum gibi şeyler misafirlere ikram edilir.

 

Kızın bugün için giymesi gereken elbise, oğlan tarafından getirilir. Bunlar; 1 çift terlik, bir kat elbisedir. Bu arada söz yüzüğü takılır. Ayrıca oğlan evinin durumuna göre bilezik gibi takılar da takılır.

 

4.4.           Nişan ve Kına

 

Nişan ve kına çoğu zaman aynı gün yapılır. Düğün gününden bir önceki gündür. Nişan günü oğlan tarafı toplanarak kız evine gider. Yanlarında nişan bavulu denilen içi dolu bir bavulu da beraberlerinde getirir. İçerisinde 4-5 kat elbise, ayakkabı ve iç çamaşırı da bulunur. Aynı şekilde bir de bu bavuldan kız tarafı oğlan için hazırlar. Bunun içinde ise; bir takım elbise, ayakkabı, tıraş takımı, pijama gibi eşyalar bulunur.

 

Oğlan evi tarafından takılacak takılar bugün takılır. Oğlan evinden işgüzar bir kadın kimin ne taktığını bağırarak söyler. Kına hazırlanır. Üzerine mum yakılır. Kız ortaya oturtulur. Bu arada, gelen misafirler “ kına parası” denilen paralarını ortaya konulan tepsiye atarlar. Yaşlıca bir kadın başlar gelin övmeye:

 

Geline gerek bir ana

Ağlarım yana yana

İşte goyup gediyorum

Sılayı terk ediyorum

 

Geline gerek bir baba

Ağlarım oba oba

İki gözüm canım baba

İşte goyup gediyorum

Sılayı terk ediyorum

 

Gınacılar geldi kaşa düzüldü

Galaylı gazandan gınan ezildi

Senin yazın gurbet ele yazıldı

Gız anam ağlama eller beyle olur

Başa sokulacak güller belli olur

 

Gız ananı öksüz koydun

Ak helkeyi susuz koydun

Bu obayı ıssız koydun

Gız anam gınan gutlu olsun

Söyle de dillerin datlı olsun

 

4.5.           Çeyiz

 

Kız evi düğünden15 gün önce tüm çeyizleri hazırlar ve bir odaya sererler. Çeyize bakmaya gelen komşu ve akrabalar hem çeyize bakarlar ve hem de eksikleri tespit ederek verecekleri hediyeleri buna göre ayarlarlar. Komşu ve akrabalar tarafından gelen hediyelere “ halaat “ denir.

 

Bir inanışa göre, kızın çeyizine süpürge konulmaz. Sebebi ise gitti yerin iyiliğini istememek, hepsinin ölümünü istemek olarak değerlendirilir.

 

Düğün öncesi oğlan evi de bazı hazırlıklar görür, evin mobilyası hazırlanır. Bu konuda ilginç bir öyküyü de anlatmadan geçemeyeceğim; İlçemizde mahallenin birinde evlenecek gencin mobilyaları çarşıdan eve gelmekteymiş. Eşyalar indirildikten sonra sıra elbise dolabına yani gardrobına gelmiş. Bu arada evin yaşlı dedesi halk arasında gardolabı dendiğinden “ hani bunun fişi nasıl kar yapacak “ demiş.

 

4.6.           Düğün

 

Nişan töreninden bir gün sonra gelinin oğlan evine götürme merasimidir. Herkesin katılımını sağlamak maksadı ile tatil olan Pazar günü yapılır. Bazen Perşembe günleri de yapılmaktadır.

 

Düğün sabahı oğlan evi tarafından davetlilere yemek verilir. Yemek de; Darende kebabı, pirinç pilavı, mevsimine göre üzüm ve karpuz verilir. Yoğurtlu çorba yemeklerin demirbaşı gibidir.

 

Yemek yenildikten sonra, arabalarla konvoy halinde kız evine doğru yola çıkılır. Bu arada düğün yemeğinden kız evine de pay götürülür. Gelin, anası evinden çıkmadan önce, varsa, kardeşleri tarafından “ kardaş kuşağı” bağlanır. Yollarda düğün konvoyunun önünü merdiven ya da sarıkla kesmek ve para almak gelenektir. Gelin getirilen konvoyda bulunan kamyondaki gençler, damat lehine tezahürat yaparlar. Mesala;

 

Atalım atalım,

Kimi

......’i (damadın adı neyse o isimle)

Nereye

Sevdiğinin kucağına

Allah heeeeeeeey !...

 

Gelin alayını büyük bir heyecanla bekleyen oğlan anası, onları cümle kapısında karşılar. Önce Kur’an-ı Kerim’in altından geçirir. Gelinin eline verdiği kesme şeker dolu bezi, kapının eşiğine vurmasını söyler. Eğer şeker un ufak olmuşsa gelin kuvvetlidir. Bu arada gelin ve damadın üzerine buğday ve bozuk para saçılır.

 

Düğün akşamına kadar damat sadıçına teslimdir. Damadın her şeyi ondan sorulur. Sadıçtan bazı bilgiler alır. Yatsı namazı kılınır. Damat içeri gider.

 

5.    DOĞUM ADETLERİ

 

İlçemizde her yerde olduğu gibi çocuğun büyük bir önemi vardır. Hele oğlan çocuğunun olması babası için bir gurur kaynağıdır. Çünkü ailenin soyunun oğlan çocuğu sürdürür.

 

Evlenmesinin hemen akabinde gelinin çocuk doğurması, gelinin kaynanası tarafından sevilmesine sebep olur. Eğer gelinin doğurması gecikirse “ kasaba vereceğim” denir.

 

Kız anası,kızının ilk doğumunda torunu için bir bavul hazırlar. Bu bavulda; bebek giysileri, patik denilen örme çorap, biberon ve pudra bulunur.

 

Köy ve mahalle ebeliğinin ihdas edilmediği yıllarda, evin ihtiyar bir kadını yoksa komşulardan yaşlı bir kadın doğumu yaptırır.

 

Ninni ilçemizde büyük önem taşır. Çocuğu uyutmak amacıyla yapılan bir gelenektir. Bazıları şunlardır;

 

Kızım, kızım kızıma

Al duvaklar yüzüne

Kırılmadık kırk çebiş

Kebap olsun kızıma

Ninni yavrum, ninni

 

Beşik mavi boyalı

Kundan sarı oyalı

Evimize gün doğdu

Canım oğlum doğalı

Ninni yavrum ninni

 

Kızım, kızım kızıma

Al duvaklar yüzüne

Ellenmedik elli altın

Kalın olsun kızıma

Ninni yavrum, ninni

 

5.1.           Al Basması (Al Karısı)

 

Yöremizde doğum yapan bir kadının psikolojik olarak gözünde canlandırdığı hayalı varlıktır. Ancak son yıllarda al karısı gibi inançlara pek rağbet edilmemektedir.

 

Aldan korunmak için;

1.      Soğana iğne saplanıp kadının baş ucuna konur

2.      Yatağın etrafı iple sarılır

3.      Annenin başına Kuran konur.

4.      Al karısı kırmızıyı sevmediğinden anneye kırmızı yazma bağlanır

5.      Al karısı erkekten korktuğu için kadının yanında bir erkek bulundurulur.

 

Al basmasının belirtileri: Ateş yükselir, çocuk morarır, nefes alamaz, halsizleşir.

 

5.2.           Kırk Basması

 

Doğumdan sonraki 40 gün içinde annenin ve çocuğun geçirdiği hastalıklara kırk basması denir.

 

5.3.           Çocuk Görme

 

Loğusayı ve çocuk görmek için komşular, akrabalar gelir. Buna “ bebek hayırlısı, göz aydını, hayırlı olsun” da denir. Doğumdan sonra ilk on günde ziyaret “ göz aydın “ diye adlandırılır.  Bu gitmede fazla oturulmaz. Hediye olarak süt ve tatlı gider. Çocuk görme doğduğu günden itibaren yaşayana kadar devam eder. Çocuğa takılar, çeşitli kıyafetler, kolonya getirilir. Dualarda, iyi dileklerde bulunulur.

 

5.4.           Nazar

 

Halk arasında nazar, göz değmesi, kem göz gibi kelimelerle ifade edilir. Bakışlarında tesir olan kimselerin baktığı şeylerde, bu belirmekte, çocuğun güçsüzleşip zayıfladığı görülmektedir. Çocuk, bakmaya gelenler gittikten sonra rahatsızlanıyor, ağlıyor, uyumuyorsa nazar değdiğine inanılır. “ Tebbet Suresi” okunur. Kimin nazarı değdiği anlaşılmışsa elbisesinden bir parça alınır ve banyo yapacağı suyun ısıtılmasında yakılır, kurşun dökülür. Odanın bir duvarına Kuran-ı Kerim asılır. Omuzuna  Maşallah, göz boncuğu, muska asılır.

 

5.5.           Çocuğun Özelliklerine Göre Yaklaşımlar

 

1.        Çok ağlarsa huysuz ve uğursuz olur. Birinin öleceği söylenir bu olay gerçekleşirse “ başını yedi “ denir.

2.        Dişleri seyrek olursa zengin olacak denir.

3.        Mübarek günlerde, gecelerde doğmuşsa uğurlu sayılır

4.        Çok hareketli çocuklar yaramaz olur

5.        Gözlerinin beyazı fazlaysa kısmetli olur

6.        Avuç içi çizgilerinin arası açık olarsa şanslı olur.

7.        Alnında üç tane yiv bulunursa sakar olur.

8.        Saçları dik olursa aksi olur

 

5.6.           Sünnet

 

İslamiyet’te erkekliğe atılan ilk adım olarak tanımlanan sünnetle ilgili olarak ilçemizde bazı gelenekler mevcuttur.

 

5.6.1.     Kirvelik

 

Bir çocuğun sünnet edilmesindeki masrafları karşılayan yakın aile dostuna kirve denir. Kirvelikle başlayan bazı dostluklar vardır ki,yıllar boyu devam eder.

 

Kirve olan kişiler artık tam bir akraba sayılır. Çünkü çocuğun kanı kirveye bulaşmış ve akrabalık bağı kurulmuştur. Bu nedenle kirve çocukları evlenemez. Ayrıca kadından kirve olmaz. Merasimde yemek verilir. Sünnet olan çocuklar arabayla gezdirilir. İsteğe göre mevlit okutulur.

 

6.    HASTALIKLARDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ

 

Çok eskiden beri, insanların hastalıklardan korunmaları amacıyla bitkilerden elde ettikleri ilaçlarla tedavi oldukları bilinen bir gerçektir.

 

İnsanlar sadece kendi dertlerinin değil, hayvanların dertlerini de tedavi yöntemleri bulmuşlardır. Bu çarelerin çoğunluğunda başarılı olmuşlar ve genellikle otları kullanmışlardır. Bu hastalıklardan bazıları şunlardır:

 

6.1.           Sarılık

 

Halkın inançlarına göre bu hastalığın sebebi, ani korkmalar, şiddetli üşütmelerdir. Bu kişinin gözlerinin beyaz kısmı kısmen sararır. Burun kaşa yakın yerinden kesilir ve gözlere kan akıtılır. Hastaya kayısı kompostosu yedirilir. Haşlanmış patatesin de geçireceğine inanılır.

 

6.2.           Arpacık

 

Halk arasında it dirseği olarak adlandırılan bu hastalık genellikle göz kapaklarının mikrop kapmasıyla oluşan iltihaplanmadır. İltihaplanan kısma demir basılarak geçtiği inancı vardır. Diğer inanışlar şöyledir.;

 

Gözünde it dirseği çıkan bir kimse, nişanlı olan bir kızın eteğinin ucuna, kız farkında olmadan gözündeki yarayı silebilirse o yara iyileşir. İkinci inanışa göre: hasta kişi tuvalette tek başına oynamalıdır.

 

6.3.           Dolama

 

Ayak ve parmaklarda oluşan iltihaplı bir yaradır. Yaranın iyileşmesi için şu yöntemler uygulanır:

 

a)     Hasta kimse, yara parmağını kaynar kahveye batırır

b)     Pişmiş soğanın içerisinden bir kat alınıp yara parmağa sarılır.

c)      Lokum bağlanır

d)     Hayvanlardaki ödün içinde bulunan zehirli sıvı boşaltılıp öd kesesi yara olan parmağa geçirilir. Üzerinden bezle sarılır.

 

6.4.           Çıban

 

Vücudun dış yüzeyinde, deri ile tein arasında çıkan iltihaplı bir yaradır. Vücudun her yerinde görülebilen bir hastalıktır. Çıbanın çıkacağı yer ilk önce kızarır. Sonra kaşınmaya başlar, şişer. Genellikle tüm çıbanlar ceviz büyüklüğünden fazla büyümez. Ağrısı dayanılmayacak kadar fazlalaşır. Başvurulan çareler şunlardır:

a)     Ağaç kaşığı ateşte ısıtılır ve yaranın üstüne bastırılır.

b)     Yara olan kısma lokum bağlanır.

c)      Soğan ateşte pişirilir ve yaraya bağlanır

d)     Süt ile nişasta pişirilip yaraya bağlanır

e)     Yağlı hamur yapılıp yara üzerine bağlanır

f)        Çile helva denilen yağ, pekmez, nişasta karışımı, yara üstüne basılır.

 

6.5.           Topas

 

Bu hastalık insanların herhangi bir şeyden tiksinmelerinden oluşur. Hastanın vücudunun tüm bölgelerinde iri kırmızı kabarcıklar meydana gelir. Kaşıntı insanı rahatsız eder. Tedavisi için bal ile kükürt karışımı yenir. Başka bir tedavi türü de odun külünü soğuk suyla karıştırıp banyo yapmaktır.

 

7.    ÖLÜM ADETLERİ

 

Cenab-ı Hakkın insan tenine emanet ettiği ruhun, yine Allah’a dönmesi ile tanımlanan ölüm için Darende’mizde bazı adetler vardır.

Bunlardan bazıları şunlardır;

 

a)        Ölen bir kimsenin eğer uzakta çok yakını var ise, o gelene kadar cenaze def olunmaz.

b)        Ölü evine 3 gün boyunca komşular tarafından yemek verilir.

c)        Ölü evine yakın bir yerde, düğün varsa davul çalınmaz, oyun oynanmaz. İleri ki bir tarihte rastlayan bir düğün varsa, nezaketen ölü evinden izin istenerek “ ölüm de Allah’ın emri, düğün de eğer izninin olursa düğünümüzü yapacağız “ denir.

d)        Ölen kimsenin, ölümünden sonraki bayram, ölü sahibi için, ölü bayramıdır. Bayram namazından çıkanlar, ziyaret ederek onların üzüntülerini paylaşır.

 

Yeni doğan çocuğa ölen yakınının adı konmaz. Adı benzeyince yaşının da benzeyeceğine ve öleceğine inanılır.

 

8.    KÜRSÜ ADETİ

 

Darende, coğrafi konum itibariyle, kışın en uzun ve en sert geçtiği yörelerden biridir. Eskiden Darende halkının aileleriyle birlikte, sufa denilen yerdeki toplanma adetidir.

 

Kürsü, sufanın ortasında bulunan küçük bir tandırın içerisine ateş parçalarının doldurulması ve üzerine büyükçe bir yorgan konulması ile ev halkının bu yorganın altına ayaklarını üşümekten korumaları adetidir.

 

Kürsüde oturmak yalnızca soğuktan korunmak değildir. Evin en yaşlısının anlattıklarını dinlemek, şiirler okumak, masallar – maniler söylemek de vardır. Bunların bir kaçı şöyledir:

 

Dışarda yağarken diz boyu kar

Tiryakiler kaçak tütünden sarar

Çaydan sonra ceviz ile bastık var

Çıkın damı kürün siz yavaş yavaş

 

Yağdı karın babası

Yandı yarin sobası

Şimdi beni düşünür

Onun cahil kafası

 

9.    RAMAZAN GELENEKLERİ

 

İlçemizde Ramazan geleneklerine, eskiden olduğu gibi devam edilmektedir. Hele bu ayda kimsenin kalbinin kırılmamasına dikkat edilir. Akşamları her iftarda bir evde toplanılır. Topluca teravihe gidilir.

 

Darende dışındaki hemşehrilerimiz fitre ve zekatlarını Darende’ye gönderir. Bu mukaddes ayda herkes elinden geldiği kadara düşkünleri kollamaya çalışır.

 

Çocukları oruç tutmaya teşvik etmek amacıyla onlara ihtarlık almaları için harçlık verilir. Çocukları ise iftarlık olarak genellikle şeker sucuğu alırlar.

 

Sahura kalkmak için genellikle davulun çalındığı ilçemizde iftar için de top atılmaktadır.

 

10.          HİM KURBANI [7]

 

Yöremizde bir ev yapılırken temeline (himine) kurban kesilir. İşte bu geleneğe ilçemizde “ him kurbanı “ denilir.

 

Kurban genellikle küçük baş hayvandan olur. Hayvanın eti öncelikle evin yapımında çalışanlara ve fakir komşulara dağıtılır. Bundan amaç yeni yapılan ev için iyi dilek ve temenniler kazanmaktır.

 

11.          PİŞİRİK HELVASI [8]

 

Bu gelenek ise, bir evin kapatılma durumuna gelmesi ile birlikte çağırılan konu komşuya dağıtılan un helvasıdır. (Eskiden tüm komşular toplanır ve evin üzerine çamur atmada yardımcı olurlardı)

 

12.          KAP VE KACAKLARIMIZ (KABACAKLARIMIZ)

 

 

1.   Şapşak : Bakırdan mamul olan bu mutfak eşyası büyük kazanlardan su taksimatı, bulgur kaynatırken karıştırma ve bölme işlerinde kullanılır.

2.   Kazanlar: Kazanlar genellikle çok ebatlıdır. En küçüğü olan kuşkanadan en büyük olan ve bulgur kaynatılana kadar mevcuttur. Büyük kazanlarda genelde düğünlerde Darende Kebabı pişirmede, su kaynatmada, pekmez ve pelverde yapmada kullanılır.

 

3.   Sahanlar:  Sahanların yerini bugün porselen ve diğer maddelerden yapılan tabaklar almıştı. Bugün hala bazı eski evlerde kenarı süslü sahanlara rastlanır

 

Ayrıca ilçemizde, sini, tas, kevgir (köygür), tahta kaşıt, süzek, tunçtan yapılan ve sarımsak gibi şeylerin ezildiği havan ve havaneline rastlanır.

 

Günümüzde bakırcılığın unutulması ve mutfak eşyalarının diğer maddelerden imal edilmesi Darende’de kalaycılığı bitirmiştir.

 

13.          YAKACAKLARIMIZ

 

13.1.       Gazel

 

İlçemizde sonbaharın gelmesiyle birlikte ağaçların yapraklarını dökmesi, bunların “ yılgın”, “ çalgı” denilen süpürgelerle toplanmasından oluşan yakacak çeşididir. Toplandıktan sonra kurutulur ve gazelllik denilen yere konulur. Kışın ıspanaklı ekmek yapmakta ve kavurga kavurga kullanılır.

 

13.2.       Tezek

 

Ahırlarda biriken inek mayasının dışarı çıkarılması ve burada su ile karıştırılmasıyla elde edilen yakacak çeşididir. Ya kalıplara dökülür, ya da bahçe duvarlarına (mastafalara) yapıştırılarak kurutulur ve odunluğa konur.

 

13.3.       Keven ve Kekik

 

Dağlarda bulunan köklü etlerdir. Genellikle köylüler tarafından sökülerek yakacak olarak kullanılır.

 

13.4.       Çırpı

 

Bahar aylarında kavakların, kayısıların ve üzümlerin budanması ile elde edilen yakacaktır. Bunlar bir araya getirilir, kendirle sıkıca bağlanarak hayvanlar vasıtasıyla eve getirilir. Çırpı yüküne yöremizde “ şelek” denir.

 

13.5.       Kemre

 

Köylerimizde ağılların tabanlarında biriken hayvan dışkılarının kat kat olması ve bu katmanların bel ya da diğer aletlerle sökülmesi ile elde edilen yakacaktır.

 

Son yıllarda vasıtaların çoğalması sonucu ülkemizin en ücra köşelerinden yakacak odun ve kömürün gelmesi sonucu bahsi geçen yakacaklara pek rağbet edilmemektedir.

 

 

14.          KENGER SAKIZI

 

 

İlçemizin hemen hemen her dağında yetişen ve kesiminden süt (kenger) elde edilen dikensi bir bitkidir.

 

Bazı köylerimizin  gelir kaynağını oluşturan kenger, keskin bir bıçakla kesilir ve kanamaya başlayan kısmına küçük taş konularak sütün (kengerin) akması sağlanır. Daha sonra pıhtılaşan kenger toplanır ve eve götürülür. Bir dizi işlemden sonra sakız haline getirilerek pazarlanmaya hazırlanır.

 

Ekonomik değeri oldukça fazla olan kengerin 1994 fiyatları kg. Olarak 600,000 TL.dir. ilçemizin Çukurkaya ve Yazıköy köylerinin geçim kaynaklarından birisi kengerdir.

 

Yaz günlerine gelen kenger üretimi Darende’mizde okulların tatile girmesiyle başlar. Bazı aileler çocuklarını ticareti öğrenmeleri için 1 kg kenger alır ve onu sattırır. Çocuk hem boş gezmemiş, hem de bir şeyler öğrenmiş olur.

Kenger sakızı bakınız :http://arifocakci.sitemynet.com/kenger/kengersakizi.html

 

15.          EL SANATLARIMIZ

 

15.1.       Kalayalık

 

 

Henüz porselen ve kromun kullanılmadığı yıllarda, mutfak eşyalarının bakırdan olması, bunların kalaylanmasını gerektirdiğinden kalaycılık, Darende’de yaygındır. İlçemiz Arasta sokağında halen birkaç kalaycıya rastlansa da, diğer maddelerden yapılan mutfak eşyaları ilçemizde bir zamanlar en geçerli meslek olan kalaycılığın yok olmasına sebep olmuştur.

 

Ayrıca emaye sobaların henüz olmadığı yıllarda, saç soba imalatı Darende’mize gerçekten ekonomik yönden büyük katkı sağlamaktaydı.  O devirlerde Arasta sokağında imal edilen sobalardan her gün bir kamyonu, Adana, Elbistan, Mersin gibi şehirlerde pazarlanmaktaydı.

 

15.2.       Köşgerlik

 

 

İmalatın olmadığı yıllarda elde dikilen yemeni giyilirdi. Köşgerler (Saraçlar) bugün Arasta sokağı denilen yerde 20 dükkanda bu işle iştigal ederlerdi. Dikilen ayakkabıların altları ya kösele ya da lastikten olurdu. Yüzü ise sahdiyen denilen deriden yapılırdı. O zamanlar geçerli bir meslekti. Bugün Darende’de ancak birkaç ayakkabı tamircisine rastlanır.

 

15.3.       Culfacılık (Dokumacılık)

 

 

Eskiden Darende’de her evde culfalık denilen bugünkü manada dokuma tezgahı bulunurmuş. Daha önce pamuk ipliğinden yumaklara “ direzin” denilirdi. Culfalıkta dokunan bezlerden, çeşitli ihtiyaçlar karşılanırdı. Aynı zamanda culfalık geçerli bir meslekti. Bugün ilçemizin Yenice kasabası ve Şuğul köylerinde culfalarda yolluk dokunmaktadır. Eski elbise ve kumaşların “ cir “ denilen ve 20 cm şerit halinde kesilmesiyle elde edilir. Hemen hemen her evde bu yolluklardan bulunur.

15.4.       Sıcak Demircilik

 

İlçemizde, nacak, balta, nal ve orak gibi aletlerin yapılması çok eskiye dayanmaktadır.  Sıcak demircilik dediğimiz meslekte küçükten yetişmek çok önem taşır. Bu işe ilk olarak körük çekmek ve kap silmekle başlanır. Yapılan mamule iyi su vermek ustanın maharetinin bir göstergesidir. Günümüzde de rastlanmaktadır.

 

15.5.       Yorgancılık

 

 

Bugün Türkiye sathına yayılmış Darendelilerden sırf yorgancılıkla çok zengin olanlara rastlanır. Genellikle Günpınar köyünden olan ve Adana – Mersin ve diğer büyük şehirlerimizde yorgancılık yapan hemşehrilerimiz bulunmaktadır.

 

Bugün hala hallaçlık yapanlara rastlanır.  Elinde aletiyle köylerde pamuk atan ve geçimini bu yolla kazananlar vardır.

 

15.6.       Halıcılık

 

 

Genellikle hayvancılığın yapıldığı köylerimizde yaygın olan halıcılık kış aylarının değerlendirilmesi amacıyla büyük önem taşır. Halıcılık yapan köylerde hemen hemen her evde tezgah vardır. Halılar genel olarak 180 * 300 ve seccade arası ebatlarda dokunur. Halı iplerinin boyalanmasında tabi boyalar kullanılır.  Yeşil için ceviz yaprağının kullanımı gibi...

 

Son yıllarda ilçe dışına pazarlanan halılar, dokuyan aileler için bir gelir kaynağını oluşturur.

 

16.          OYUNLARIMIZ

16.1.       Çelik – Değnek Oyunu

 

 

İki grup arasında oynanan bu oyun, düz bir arazi üzerinde olur. İki küçük taşın konulması ve 3 kısa bir de uzun olarak hazırlanan değneklerle oynanan oyundur. Kale denilen iki taşın üzerine kısa olan değnek (çelik( konulur. Uzun değnekle havalandırılan çeliğe yine aynı değnekle vurulması ve uzağa atılmasıyla başlar. Çelik 3 adet çalınır. Eğer sadece kaldırılır da uzağa atılmazsa “ ildi” denir. bu durum iki kez tekrarlanırsa o şahıs oyundan çıkar, diğer taraf oyuna girer.  Bu böyle sürer gider. Eğer uzun süre oyunda kalınırsa, karşıyı kızdırmak için;

 

“ Çelik gider ele karşı

Yedikleri turam taşı “ denir.

 

16.2.       Modu Gezdirme

 

 

Bahar aylarında çocuklar eski bir elbiseyi çıtaya takarak gezerler ve evlerden bulgur, yağ ve salça gibi malzemeler toplayarak yemek pişirirler.  Bu olaya ilçemizde “ modu gezdirme “ denir. çocuklar grup halinde evin kapısına geldiklerinde şu dörtlüğü okuyarak ev sahibinden istekte bulunurlar.

 

Modu modu neden olur

Bir kaşık yağdan olur

Modu, modu neden olur

Bir sabah bulgurdan olur.

 

Modu modu sarkıttık

Hacıahmedi korkuttuk

Verenin bir oğlu olsun

Vermiyenin 5 kızı olsun

 

Ev sahibi isteklerini verdikten sonra grubun üzerine bir tas su saçar.

 

Bu oyunlardan başka mozu, aşık oyunu, bilye,beştaş,dokuzdaş, dört dömbelek ve birdirbir gibi oyunlar oynanır.

 

17.          TEKERLEMELER

 

1.   Bir berber bir berbere gel beraber berberistan da bir berber dükkanı açalım demiş

2.   Bayırdan bir küp yuvarlandı. Parmağım deliğine, deliği parmağıma

3.   Eller marhamalandı da biz marhamalanamadık

4.   Kara ceviz kocadıkça ışkın budadıkça

5.   Çocukların elim elim epelek oynarken söyledikleri tekerleme

 

                 Elim elim epelek

Elim kolum topalak

Topalağın yarısı

Bitbitenin karısı

İğne iplik getir

Çek bunu buradan

Gugguluyuuu....

 

6.   Çocuklar ellerini yumruk yapıp üst üste koyarlar. Ebe başlar;

 

-       Hu hu ! Komşu oğlun geldi mi ?

-       Geldi

-       Ne getirdi ?

-       İnci boncuk

-       Nerde

-       Alt dolapta

-       Ne olmuş ?

-       Kedi Kaçırdı

-       Kedi ne olmuş

-       Ağaca çıktı

-       Ağaca ne oldu ?

-       Balta kesti

-       Balta ne oldu ?

-       Suya düştü

-       Su ne oldu ?

-       İnek içti

-       İne ne oldu ?

-       Dağa kaçtı

-       Dağ ne oldu ?

-       Yandı, bitti kül oldu.

 

7.   Oyunlarda ebe seçiminde şu tekerlemeler söylenir.

 

Ooo! Piti piti

Karameli sepeti

Sepette ne var

32 kız var

kızların yarısı

doktor beyin karısı

 

İğne miğne ucu düğme

Filfirince kuş dilince

Horoz öttü, tavuk tepti

Bülbül kıza selam etti

Selamına dua etti

Alcık bolcuk, sana dedim sen çık

 

 

Portakalı soydum

Başucuma koydum

Ben bir yalan uydurdum

Duma duma dum

Kırmızı mum

Dolapta pekmez

Yala yala bitmez

Ayşecik cik cik cik

Fatmacık cık cık cık

Sen bu oyundan çık

 

 

18.          AD KOYMA VE İSİMLER

 

 

İlçede genel olarak ( son yılarda değişik isimler konulmasına rağmen) Ahmet, Mehmet, Ömer, Ali, Bekir gibi adlar fazla kullanılır. Kız adlarından ise Ayşe, Fatma, Hatice, Hayriye gibi adlar çoğunluktadır.

 

Her yerde olduğu gibi ilçemizde de, doğan çocuğa üç gün içerisinde ad konulur. Ad koyma, evin büyüğü tarafından, bebeğin kulağına ezan okunması ve konulan ismin üç defa kulağına söylenmesi ile tamamlanır.

 

Erkek isimleri ve söylenişleri

 

Ahmet -  Ehmet

İbrahim – İbo, İbiş, İbrehim

Hulusi – Hulusiy, Hülosü

Reşit -  İreşit

Mehmet -  Memili, Memiş, Memo

 

Bayan isimleri ve söylenişleri,

 

Ayşe – Eşo, Anşe, Eşe, Aşey

Döndü -  Döne, Dönüş, Döney

Hatice -  Hatça, Hatçe, Haççalı

Habibe -  Happe, Haba

 

Ayrıca ilçemizde bileşik isimlerde kullanılmaktadır.

 

Halil İbrahim – Halbehim

Hasan Hüseyin – Hasanüsün

Hacı Ebubekir – Hacopbekir

Mehmet Ali – Mamedali

 

Ayşe Fatma – Eşatma

Hüseyin Ali – Üsüünali

Hacı Ali – Haceli

... gibi

 

19.          HALKIMIZIN BAZI İNANÇLARI

 

 

1.   Bir inanışa göre toplum içinde iki kişi bir sözü aynı anda söylerse biri birilerinin saçlarını yavaşça çekerler. Önce kim diğerinin saçını çekerse, onun nişanlısının daha güzel olacağına inanılır.

2.   Bir kimse sacda pişen ekmeğin yanan bir kısmini yerse o kişinin nişanlısının kara gözlü olacağına inanılır.

3.   Halk inanışına göre kapının eşiğinden atlanmazmış. Eşikten atlandığı taktirde bir takım olumsuzluklara vesile olacağına inanılır. Bu inanışlardan biri de kısmetin, bereketin kesileceğidir.

4.   Eşikte oturulmaz. Eşikte oturan bir kimsenin derhal oradan kalkması gerektiğine ve aksi taktirde cin çarpacağına inanılır.

5.   Düğün günü gelin eve geldiğinde kaynana ile ellerine ekmek alıp oynarlar. Daha sonra bu ekmekler düğün davetlilerine parça parça dağıtılır. Bu ekmeği yiyen kimsenin başının ağrımayacağına, ayrıca bu ekmekten yiyen kızların bahtlarının açılacağına inanılır.

6.   Yeni doğan bebeklerin boynuna ip ve ince boncuk takılır. Böylece bebeğin sarılık ve diğer hastalıklardan korunacağına inanılır.

7.   İnsanların yemek yerken ellerini yere dayamaları hoş karşılanmaz. Günah olduğuna, sofranın bereketinin kaçacağına inanılır.

8.   Kişiler herhangi bir iş yaparken işlerini yarım bırakıp giderlerse o kişilerin başlarının ağrıyacağına inanılır.

9.   Herhangi bir bayanın erkek tarağıyla saçını taraması sonucu saçlarının döküleceğine inanılır.

10. Erkek eli değen saçın döküleceğine inanılır. (Bayanlar için)

11. Çocuk doğduğu gün sarılık hastalığına yakalanmasın diye boynuna sarı ip takılır.

12. Salı günü çamaşır yıkamanın uğursuzluğuna inanılır.

13. Cumartesi günü erişte kesilmez. Bereketinin azalacağına inanılır.

14. İki bayram arası (Ramazan ve Kurban) gelin getirilmez. Uğursuzluk geleceğine inanılır.

15. İki bayram arası yorgan kılıfı yıkamanın uğursuzluğuna inanılır.

16. Cuma günleri sala verildikten sonra ev süpürülmez. Çünkü o gün meleklerin gökten yere indiğine, süpürülünce de evden dışarı çıkacağına inanılır.

17. Gece tırnak kesilmesi hoş karşılanmaz.

18. Gece sakız çiğnenmez. Ölü eti çiğnendiğine inanılır.

 

19.1.       Gelinlik Etme

 

 

Gelinlik etme olayı kızın gelin gittiği günden itibaren damadın ailesinde bulunan kaynana, kayınbaba ve kayınlarla işaret yoluyla konuşmasıdır. Gelinlik eden kişi ailede sadece görümceler ve varsa eltilerle fısıltı şeklinde konuşur.

 

Gelin giden kızın damadın aile büyükleriyle konuşmama sebebi ailenin huzurunun, düzeninin bozulmaması içindir. Aile fertleri arasında yani gelin kaynana, gelin kayınbaba, gelin kayın arasında doğabilecek bazı anlaşmazlıklar esnasında gelinin büyüklerine karşı olumsuz, kaba bir karşılık verme ihtimalinin bulunmasından dolayıdır.

 

İşte bu yüzden ailenin büyükleri kendilerine gelinlik etme denilen geleneğin uygulanmasını isterler. Fakat bazı kaynana ve kayınbabalar gelinlik yapma olayını çok kısa bir süre içerisinde sona erdirmek isterler. Bu kez de gelin gelinlik etmeyi bırakmak için büyüklerinin kendisine altın, elbiselik, ayakkabı gibi hediyeler vermesini bekler. Eğer hediye verilmezse gelinlik etmeye devam eder. Hediyesini aldığı andan itibaren de gelinlik etmekten vazgeçer ve büyükleriyle konuşmaya başlar.

 

19.2.       Kurşun Dökme

 

 

İnsanlar nazardan çok korkarlar. Nazardan kurtulmak için de kurşun dökerler. Bu işlemi ehil kişiler yapar.

 

Kurşun dökecek kişi birkaç dua okur. Bu duaları kendisinden başka hiç kimse bilmez. Okurken de hiç kimsenin duyamayacağı bir şekilde okur. Daha sonra hastayı yere oturtur. Eritilmiş kurşun, buğday, darı karışımını nazar değen kişinin kafasının üzerinde tuttuğu bir kabın içindeki suya aktarır. Bu olayla birlikte işlem tamamlanır.

 

19.3.       Damızlık Verme

 

 

Yoğurt mayalamak için birkaç kaşık yoğurda ihtiyaç vardır. Eğer kendi evlerinde yoğurt yoksa, yakın komşularından damızlık isterler. İsteyen kişi küçük bir kaba bir miktar tuz koyup komşusuna verir. Komşusu tuzu boşaltır ve içine yoğurt koyup komşusuna verir. Eğer yoğurt isterken karşılığında tuz verilmezse, yoğurt veren kimsenin ineğinin sütünün azalacağına inanılır.

 

Eğer bu olay gerçekleşirse, yani süz azalırsa o kişiye bir daha damızlık verilmez.

 

20.          HALK DİLİ

 

 

Ülkemizde her yörede ayrı ayrı karakteristik gösteren dilimiz Darende’mizde de kendine has şivesiyle konuşulur. Bileşik isimlerde harf yutmasına rastlanır. Mesela, eteği kelimesi ete olarak söylenir. Malatya’da gelisin, Gürün’de geliyrsinr olarak kullanılan geliyorsun kelimesi Darende’de geliysin olarak konuşulur.

 

Zengice (Hazeynice) : Yıllarca gurbette ticaret yapan ilçemiz halkı gittiği her yöreden aldığı kelimelerden oluşturduğu bir dil vücuda getirmiştir. Ancak Darendeli tarafından anlaşılan bu dile ilçemizde hazeynice denilmektedir.

 

Yalnız Darende’ye has olan bu dil yabancılar tarafından pek anlaşılamamaktadır. Bunlara birkaç örnek verelim.Diğer taraftan da halk arasında kullanılan kelimelere de bakalım.

  

Ame
Annaç 
Arıstak ahşap tavan
Arif olmak farkına varmak,bilmek
Aşgana   tandırlık
Azık yolculukta veya tarlada yanına alınan yiyecek
Bad   akıl
Baldırcan patlıcan
Banadura domates
Bastık pestil
Beleş,caba karşılıksız,bedava
Benge silah
Besbeter çok kötü
Beyit ev
Bıldır geçen yıl
Bilik yağda pişirilen hamurlu börek
Borancık çocuk
Böğür göğüs
Bucenik bu kadar
Buğassak ineğin cinsel kızgınlığa gelmesi
Büğelek kan emici büyük sinek
Bürük   tülbent
Ca,cağ örgü şişi
Caaş eşek 
Camız manda
Cazcuz ağaçtan yapılmış tahtaravalli
Cıncık çok temiz,cıncık gibi
Cıngar kavga
Cırcır fermuar
Cırtlamak kitlemek (kapı)
Cibelmek şımarmak
Cinik genç kız
Cip pekiştirme sıfatı (cip kırmızı,cip koyu gibi)
Cof,cov göz
Cort kötü,iyi değil
Culuk hindi
Cücük civciv
Çaa çocuk
Çabut bez parçası
Çah ev banyosu
Çebiş  bir yaşında dişi keçi
Çej,çec arı peteği artığı,balmumu
Çenet ceviz içi
Çerçi seyyar satıcı
Çıkın küçük para kesesi,muhafaza bezi
Çırpı ağaç dalcıkları
Çimmek yıkanmak
Çir kayısı kurusu
Çirtik küçük üzüm salkımı
Çitil ağaç fidesi
Çomça   kepçe
Çortan ağaçtan yapılmış oyuk su gideri
Çunma   imrenme
Dahre ağaç veya ot,et kesme için kullanılan alet
Dandik işe yaramaz
Daraba kepenk
Değirmi yuvarlak
Deleme topaç
Devrisi gün ertesi gün
Dinelmek ayakta durmak
Diynek ince sopa,değnek
Dohan sigara
Dölek düz yer
Döşek yatak 
Dulda serin,gölgeli yer
Düğelek olmamış kavun,kelek
Düğürcek ince bulgur
Dümbük adi, kötü
Ebe nine
Ehven basit,adi
Eliy,eliğ yün sarma aleti,yün eğirme
Ellahım şöyle böyle,herhalde
Ellik eldiven
Emegeçmek yararlı olmak,işe yaramak
Enik köpek veya kedi yavrusu
Esbap elbise,çamaşır
Essah doğru, gerçek
Estirmek vermek
Evlek tarlada bölümlerden oluşan yer
Eyvan   balkon
Fer güç,kuvvet
Fışkı hayvan gübresi 
Fistan  kadın elbisesi-entari
Gada dert,keder
Gah elma,armut kurusu
Gakırdak koyun kuyruğundan kavrularak yapılan yiyecek
Gamga odun kırığı
Garammuh böğürtlen
Garim su birikintisi olan yer
Gazel kuru ağaç yaprağı
Gelberi ateş almaya yarayan kürek (soba,fırınlarda)
Gendime kapuğu çıkartılmış buğday, yarma, döğme
Gıdım gıdım yavaş yavaş,azar azar
Gırnap ince bükülmüş ip
Giş olmak kaçmak,kaybolmak
Göbelek mantar
Gön deriden yapılmış 
Göy,göv yeşil,yeşilimsi
Göynek fanila
Gufil manyak,akılsız,serseri
Gunnamak eti yenmeyen hayvanların doğurması
Guşkana saplı tencere
Gürk civciv çıkartmak için yumurta üzerine yatan tavuk
Güveği damat
Güvermek yeşermek
Hacat alet,malzeme
Hakirge kanal, ark üzerine yapılan geçit
Hapek çatıya açılan yatay kapı
Harar Kıldan örülmüş büyük çuval
Harık su yolu,ark
Haset kıskanç,hain
Havut (hood) dutun ezilerek un haline getirilmesi yiyecek
Hayat avlu
Hazeyn kişi,adam
Hedik haşlanmış buğday
Hezan kalın ve yüksek ağaç
Hıla yufka ekmeği muhafaza etmek için kullanılan özel bez
Hıta acur
Hızar büyük testere
Him evin temeli,komşu evle ortak kullanılan duvar
Hindik az,
Horanta ev ahalisi
Hurç küçük heybe
Irgalamak sallamak
Irza zincirli kapı kiliti
İdare camsız gaz lambası
İşlik mintan-gömlek
İta bezi  yufka pişirirken un dağılmasın  diye serilen  bez
Kadem bacak
Kavurga kavrulmuş buğday,mısır
Kaygana:  kaysının tavada pişmişi
Kebir yetkili,iyi,zengin kişi
Kelik küçük çocuk ayakkabısı
Kemre tabaka,kat,inek dışkısından yapılan yakacak
Kepmek ölmek
Kevgir süzgeç kepçe
Kıdık oğlak
Kıska soğan tohumu,arpacık soğan
Kolük boynuzsuz keçi
Konsul   vitrin
Köşger ayakkabı tamircisi
Kötek dayak
Kuzlamak doğurmak
Külbelemek toğrağı yumuşatmak
Külek buğday ölçeği 
Külüstür eski
Küncü susam
Künde hergün
Kürük eşek yavrusu
Labeki  sahan
Loğ,lov toprağı basmaya yarayan taş silindir
Look kişi,adam
Mabal vebal,günah
Makkat sedir,düven
Malamat rezil
Mastafa taşla örülmüş bahçe duvarı
Maşara bahçede ayrılmış bölüm
Melefe yorgan yüzü
Mertek evin tavanında kullanılan ağaç
Mıh çivi
Mısmıl iyi,düzgün
Mıymıntı sünepe,tembel
milih-mileh temiz,güzel,iyi
Mintan-işlik gömlek
Mitil çarşaf kablanmamış yorgan
mundar kirli,ölmeden kesilen hayvan
Namazla seccade
Nehas ne sebeble
Okuntu davetiye
Öllük kundak toprağı
Örtme çıkma çatı,teras
Ötaçe   karşı yaka,karşı taraf
Ötürük ishal olmak
Papak yünden örülmüş,başa takılan muhafazalık
Peh,beh kaparo
Pelverde meyva özü (erik,kayısı)
Pendir peynir
Peşkir-marhama havlu
Pıtırah dikenli yapışkan ot
       
ceket
güvenlik görevlisi,asker,polis,zabıta
kamış veya ağaçtan örülmüş geniş sepet
 
 
yumruk
merdiven
damın duvardan ayrıldığı yer
 balyoz
tokat
kulplu tas
yatak yüzü
bir yaşında dişi kuzu
 

 

 

21.          ATASÖZLERİ VE DEYİŞLER

 

 

1.      Aç goma hırhız, çoh söyleme yüzsüz eden

2.      Ağlayanın malı gülüne hayretmez

3.      Büyük lokma ye de, büyük laf etme

4.      Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olurmuş

5.      Çağrıldığın yere erinme, çağrılmadığın yere görünme

6.      Deliye öğüt vermişler, onlara akıl vermiş

7.      El yumruğunu görmeyen kendininkini demir sanar

8.      Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya

9.      Herkes akıllı olsaydı dağa kim çoban olacaktı ?

10. İt ite buyurur, it de kuyruğuna

11. Katran kaynamayla şeker olmaz

12. Mal dediğin koyun, hısım dediğin kayın

13. Ne doğran aşına, o gelir başığına

14. Övüncesiz it, kıçsız enik doğurur

15. Sırrını düşman bilmesin dersen, dostuna açma

16. Şaşkın avcı geyik durunca tavşana bakar

17. Şubatta yağan kar gücük devenin kuyruğuna çıkarmış

18. Tavşan dağa küsmüş de, dağın haberi olmamış

19. Tilki uzanamadığı üzüme goruh dermiş

20. Üzüm üzüme baka baka kararır

21. Yazın gölge hoş, kışın çuval boş

22. Yılan bile toprağı azar azar yalar

23. Zengin fakirin meyve ağacını sallar sallar yer

24. Zenginin malı züğürtün çenesini yorar

 


22.          DUA VE BEDDUALARIMIZ

 

 

1.      Allah kaza bela vermesin

2.      Allah zekanı arttırsın

3.      Allah ömrümden alıp ömrüne koysun

4.      Allah alnına hayırlı yazılar yazsın

5.      İşin rastgele

6.      Yattığın yer cennet olsun

7.      Elin ayağın dert görmeye

8.      Çocuklarının gününü göresin

9.      Yüzün ağ ola

10. Gadalarını alayım

11. Adi batasıca

12. Adın yerden gele

13. Çenesi çekilesice

14. Geberesice

15. Canı çıhasıca

16. Ağzın yumula

17. Ettiğini çekesin

18. Burnundan fitil fitil gele

19.  Gün yüzü görmeyesin

20.  Allah, sesini yeller ala

21.  Duvar dibinde kalasın

22. Gençliğine doymayasın

23. Gada kurşuna gidesin

24. Burnun budana

25.Boyu devrilesice


23.          EFSANELERİMİZ

 

 

23.1.       Fatmacık Kayası

 

 

Mehmet Paşa Mahallesinde Fatma isminde bir gelin yaşarmış. Bu gelinin kocası Kurtuluş Savaşında şehit olmuş. Beşikte küçük bir oğlu bulunan Fatma gelin dürüst, namuslu, iffetli bir kadınmış. Çocuğuna öllük  [9] elemek amacıyla doğa gitmiş. Yanında beşiğin içerisinde çocuk ve hal buru varmış.  Toprak elerken dağın ilerisinden eşkıyalar gözükmüş. ( Bildiğimiz gibi eşkıyalar dağlarda gezer, gördüğü kadına kıza tecavüz eder, bebekleri öldürür, erkeklere de işkence ederlerdi) Fatma gelin tedirgin olmuş ve en işten samimiyetiyle;

 

-       Allah’ım beni ya taş et, ya da kuş demir. Rivayete göre Allah-u Teala kuş edersem vururlar düşüncesiyle taş etmiş.

 

            Şu anda tepede bulunan taş heykeli 3,5 – 4 m yüksekliğindedir. Önceleri yüzü tamamıyla belli olan bu heykel, yağmur ve rüzgarlarla aşınmış. Fakat dikkatle bakıldığında bir kadın olduğu açıkça anlaşılır.

 

23.2.       Kardeşler Kayası

 

 

            Hacılar’a giden yolda, kısık diye adlandırdığımız yerde bir kaya bulunmaktadır. Bunun hikayesi şöyledir.

 

            Vaktiyle Hacılar’da yaşayan bir aile varmış. Anne, baba, bir kız ve bir de erkek çocuktan bir aile yaşarmış. Erkek çocuk 7, kız çocuk ise 6 yaşındaymış. Bir gün anne ölmüş ve baba bir üvey anne getirmiş. Bu kadın çocuklara çok katı davranır, sürekli dövermiş. Doğru düzgün yemek vermediği gibi döver ve dağa salarmış. Yine bir gün üvey anne çocukları dövmüş ve odun toplamak üzere dağa yollamış.

 

“ Bulmadan gelmeyin demiş”.

Çocuklar bütün gün aç ve susuz dağda odun aramışlar ama bulamamışlar. Şimdi eve gitseler bir ton dayak yiyecekler. Allah’a yalvarmışlar.

Allah’ım bizi taş et de üvey annenin dayağından kurtar, demişler. Allah da bu yavruların dileğini kabul etmiş ve onları taş etmiş.

Şimdi aşınmış olan bu kaya Hacılar yoluna göre ırmağın öte tarafında olup; birbirine bitişik iki kayadan ibarettir. Fatmacık kayasından biraz daha küçüktür.

 


 

KAYNAKLAR

 

1.      Darende Tarih, Hazırlayan Sıtkı Yazıcıoğlu

2.      Tarihi, Kültürü, Tabiat Güzellikleri İle Darende; Hazırlayanlar, Bekir Sözen, İsmet Uğur, M.Ali Cengiz, Durmuş Doğan

3.      Fatime UĞRAŞ, 1933 Darende doğumlu

4.      Naciye ATEŞ, 1912 Darende doğumlu

5.      Bekir YILDIRIM, 1926, Darende doğumlu

6.      Ahmet KARDAY,  1915 Darende doğumlu

7.      Zahide ÇELİK ,1915 Darende doğumlu

   AYRICA BENİM EKLEDİKLERİM


[1] Hamurdan yapılan ve makinesi sayesinde makarna biçimindeki kurutulmuş ve kızartılmış hamurdur.

[2] Kare şeklinde ve nohut büyüklüğünde kesilmiş hamur

[3] Fırında yapılan iki yufka arasına konulmuş kıymadan oluşan yiyecek

[4] Hamurun daire şekline getirilerek fırında pişirilmişidir.

[5] Küçük daire şeklindeki açılmış hamurun yağda kızartılmışıdır.

[6] Toprağı kazmaya yarayan kazma dışındaki bir alet

[7] Evin kazılan temeline him denir.

[8] Evin tavanın kapatılmasına pişirik denir.(İnşaat halindeki evin)

[9] Bebeklerin altına ıslaklığı önlemek ve sıcak tutmak amacıyla ısıtılıp konulan kırmızı toprak

 

 

 

 

DARENDELİLERİN ŞİİR VE TÜRKÜLERİ

 

Hasan Turan
1  Ana Beni Eversene
2  Anam
3  Aylar Saydım Yıllar Saydım
4  Bekledim
5  Bir Gecelik Rüya
6  Bir Hayal Üstüne
7  Bitmedi
8  Bizim Köyde
9  Böyle Bir Güzel
10  Bu Çekilir Hal Değil
11  Çukurova’da Bahar
12  Deliyim Dostlar
13  Desem Mi
14  Dön Gel Yârim Almanya’dan
15  Evimizde Çiçektin
16  Geceler Neye Yarar
17  Gel Diyorum Gelmiyor
18  Gel Gayri
19  Gelin Türküsü
20  Gençlik Türküsü
21  Giden Yılın Ardından                                         
22  Gitmeli
23  Gitti
24  Gör Beni
25  Gör Güzelim
26  Güzel
27  Güzelleri Severim
28  Halk Şairi
29  Hasret
30  Hepimizin Gideceği Yer Budur
31  İkinci Türkü
32  Kalem Sustu
33  Koçaklama
34  Ne Dedi
35  Ne Deyim
36  Nerdedir
37  Niye
38  Olaydım
39  Oy (Gizli Sır)
40  Öğretmenin Öğüdü
41  Ömür Masalı
42  Özledim
43  Sevinsin
44  Sıla Özlemi
45  Sızı
46  Süründüm
47  Şen Ola Düğün Şen Ola
48  Tut Elimden
49  Türkü
50  Unutursun
51  Vermediler
52  Yâr Diye
53  Yıllar Hey
54

 Züğürt

 55-Züğürt Hülyası

bu şiirlerin içeriğini http://www.siirdefteri.com/index.php?sayfa=sair&sair_id=96&sair=Hasan%20Turan  linkinden görebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAZEYİNCE MİLİH NAMELER(1)

 

asılı torbada

     ayran süzmesi(2)

peynir ekmekle

yufka dürmesi(3)

gökyar lahanası(4)

ille sarması(5)

gel de darendeye

görelim seni

 

süllümden çıkıpta(6)

çortana bir bah(7)

gah gelin gızım(8)